Εμφάνιση αναρτήσεων με ετικέτα ΔΙΑΤΡΟΦΗ ΒΟΟΕΙΔΩΝ. Εμφάνιση όλων των αναρτήσεων
Εμφάνιση αναρτήσεων με ετικέτα ΔΙΑΤΡΟΦΗ ΒΟΟΕΙΔΩΝ. Εμφάνιση όλων των αναρτήσεων

Κυριακή 6 Μαρτίου 2011

Sıcak stresinin süt sığırları üzerine etkisi

                                        

Sıcak stresinin süt sığırları üzerine etkisi

                          
HAZIRLAYAN: CEMİL ÇABUK / MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ
            

Bakım ve beslenme ile ilgili bilimsel gelişmeler sonucu süt sığırlarının daha yüksek verim kabiliyeti kazanmaları ineklerin daha kolay metabolik hastalıklara yakalanmalarına ve döl verim kabiliyetlerin de önemli azalmalara neden olmuştur.Bunun yanı sıra süt sığırların da yüksek hava sıcaklıklarında bu problemlerin belirgin bir şekilde artışı gözlenmiştir.
Son yıllarda Türkiye’de de yaz aylarında küresel ısınmadan kaynaklandığı ileri sürülen daha sıcak ve nemli mevsimler yaşanmaya başlamıştır. Bir taraftan da süt sığırcılığının yoğunlaştığı bölgelerin Türkiye’de daha çok yazları sıcak geçen bölgeler olduğu düşünülürse, yüksek verimli ineklerin sıcak stresinde iyi bir strateji ile beslenmeleri önemli bir konu haline gelmiştir.
Sıcak stresinin etkileri
1.Sıcak Stresinin Fizyolojik Etkileri
Sıcak stresi altındaki ineklerde sindirim sisteminde ve metabolizmada bazı değişiklikler meydana gelir. Bunun başında kandaki hormonal denge, asit-baz dengesi ve  rumen  pH’sı ile ilgili değişimler gelir.Bu değişikliklerin sonucunda yem tüketiminde azalma ve hayvanda bazı stres şartları ortaya çıkmaktadır. Sıcak stresi altındaki inekler yem tüketimini azaltırlar, aktiviteleri azalır, durmak için gölge ve rüzgarlı bölgeleri tercih ederler,solunum hızları ve terlemeleri artar ve kan akışı perifer de yoğunlaşır.

Κυριακή 17 Οκτωβρίου 2010

BUZAĞI YETİŞTİRMEDE BAŞARI İÇİN !..

                                                       

BUZAĞI YETİŞTİRMEDE BAŞARI İÇİN !..

Dr. Onur ŞAHİN
Zıraat Yüksek Mühendisi
TDSYMB



Damızlık Sığır Yetiştiriciliği yapan işletmelerde buzağı yetiştirme önemli işlerin başında gelmektedir. Her yıl doğan buzağılarda meydana gelebilecek kayıplar, işletme ekonomisine oldukça büyük zararlar vermektedir. Doğan her buzağının sağlıklı ve verimli bir şekilde sürüye kazandırılması, başta yetiştiriciye olmak üzere, Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.

Başarılı bir buzağı yetiştirmenin ilk ve önemli aşamasını, buzağının doğumundan sütten kesimine kadar olan dönemde uygulanacak bakım ve besleme oluşturmaktadır.
Doğan buzağının işletme defterine kaydedilmesinin ardından hayati öneme sahip ilk uygulama, ağıt sütü ile beslemedir. Çünkü, buzağı yeni hayata başladığı an hastalık etmenlerine karşı yeterli vücut direncine sahip değildir. Ağız sütü sahip olduğu zengin protein, yağ muhtevasının yanısıra içerdiği antikorlar vasıtasıyla, buzağıya bu yeteneği kazandırmaktadır. Pasif bağışıklık olarak adlandırılan bu durum, annenin kanında mevcut olan ve hastalık etkenlerine karşı silah vazifesi gören antikorların kan damarları yolu ile meme bezine gelerek buradan ağız sütüne geçmesidir.

Κυριακή 10 Οκτωβρίου 2010

SÜT İNEKLERİNİN BESLENME PROGRAMLARI

                          

SÜT İNEKLERİNİN BESLENME PROGRAMLARI

Hayvancılıktan para kazanmanın yolu dengeli ve ucuz beslemeden geçer. Süt sığırcılığında besleme çok önemlidir. Beslemeye ve yemlemeye ayrılan para toplam masrafların % 60-70’ini oluşturur. Aynı zamanda besleme süt verimini ve kalitesini etkiler. Holsten vb. kültür ırkları belli bir verim yönünde geliştirildikleri için yetersiz beslemeye şiddetli tepki gösterirler. Örneğin küçük bir stres veya besleme hataları hayvanların verimlerini büyük oranda etkiler.

Hayvanların hayati fonksiyonlarını sürdürmeleri, verimde bulunmaları, çoğalmaları ve sağlıklarını korumaları için ihtiyaçları olan besin maddelerini yemlerle almaları gerekir. Besin maddelerinin bazıları vücutta yapıtaşı olarak iş görür.(yağlı tohum küspeleri, baklagiller, mineral katkıları) Bazıları enerji kaynağı olarak iş görür.(tahıl taneleri, melas, yağ v.b.) Bazıları da hayati fonksiyonları düzenleyen anahtarlar olarak görev yaparlar.(vitamin ve mineral katkıları)

Τετάρτη 6 Οκτωβρίου 2010

MISIR SILAJINDA AFLATOKSIN B1 VARLIGININ VE SÜTE GEÇME DURUMUNUN ARASTIRILMASI

MISIR SILAJINDA AFLATOKSIN B1 VARLIGININ VE SÜTE GEÇME DURUMUNUN ARASTIRILMASI

TARTISMA VE SONUÇ


Bu çalısmada, Erzurum ili Pasinler ilçe merkezi ve köylerindeki 72 adet süt
sıgırcılıgı isletmesinden alınan mısır silajlarının aflatoksin B1 ve bu yemi tüketen
hayvanların sütlerinin aflatoksin M1 içerigi yönünden incelendi ve aflatoksinin yemden
süte geçis durumu arastırıldı

Küfler tarım ürünlerinin üretimi, islenmesi, depolanması ve tüketimi sırasında
ürünleri kontamine etmek sureti ile bozulmalara sebep olmaktadır. Son yıllarda
Erzurum ve çevresinde silaj tüketiminin artması nedeniyle yemlerde ve sütte aflatoksin
daha fazla bulunabilecegi düsünülmektedir. Bu nedenle çalısmada hayvan yemleri ile ve
bu yemleri tüketen hayvanların sütlerinde aflatoksin içeriginin belirlenmesi
amaçlanmıstır.

Yemlerde ve sütte aflatoksinlerin tespit edilmesi amacıyla çesitli yöntemler
(örn., TLC, HPLC ve ELISA ) kullanılmaktadır69. Analizlerde farklı yöntemlerin
kullanılması, yöntemlerin duyarlılık derecelerinin farklı olması da aflatoksinlerin
saptanma seviyelerinde farklı sonuçlar elde edilmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu
çalısmada daha yaygın yöntem olan ELISA sistemi tercih edildi

Aflatoksin M1, süt ve ürünlerinde besin hijyeni açısından ciddi sorunlar
olusturmaktadır. Sütten kremanın ayrılması islemi sırasında aflatoksin M1’in bir kısmı
kremaya geçer, geri kalan kısmı kazeine baglanma özelliginden dolayı sütte kalır

Bu çalısmada tüketilen yemdeki aflatoksin B1’ in %1.07 si aflatoksin M1 olarak
süte geçtigi saptandı. Bu durum benzer çalısmalarda9,14,43,47 da tüketilen yemdeki
aflatoksin B1’in %0.35 ile 5’inin süte aflatoksin M1 olarak geçtigini ortaya koymustur.

Yapılan çalısmada incelenen 72 süt örneginden hiç birisinde aflatoksin M1
miktarının Türk Gıda Kodeksine13 göre kabul edilebilir sınırların üzerinde olmadıgı
saptandı. Süt numunelerin 6 adedinde (% 8.33) ölçülebilir aflatoksin M1 tespit
edilemedi. 66 örnekte (%91.67) ise Türk Gıda Kodeksine13 göre kabul edilebilir
sınırların altında aflatoksin M1 belirlendi

Galvano ve ark.42 talya’da yaptıkları bir çalısmada 159 süt örnegi, 97 süt tozu
örnegi ve 114 yogurt örnegi olmak üzere toplam 360 numunede aflatoksin M1 yönünden
incelenmis sonuçta; sütlerin 136 (%86)’sında, süt tozunun 81 (%84) ‘inde ve yogurdun
91 (%80) ‘inde aflatoksin M1 tespit etmislerdir. Tespit edilen ortalama aflatoksin M1’in
süt örneklerinde 10.19 ppb, süt tozu örneklerinde 21.77 ppb, yogurt örneklerinde 18.08
ppb oldugunu kaydetmislerdir

Demirer70 yaptıgı bir arastırmada 150 süt, 24 süt tozu, 21 yogurt, 22 tereyagı ve
102 peynir örnegi olmak üzere toplam 334 örnegin hiç birisinde tespit edilebilir
seviyede aflatoksine rastlanmamıstır

Çoksöyler71, Türkiye’nin çesitli illerinden toplandıgı 101 adet çig süt, 9 adet
küflü çökelek ve 4 adet küflü tulum peyniri örnegini aflatoksin yönünden incelemistir.
Analiz ettigi süt, tulum peyniri ve çökelek örneklerinin hiçbirisinde tespit edilebilir
miktarda aflatoksine rastlamadıgını bildirmistir

Bu arastırmada sütlerde belirlenen aflatoksin M1 düzeyi birçok
arastırmacının42,48,61,62 bulgularıyla benzerlik göstermektedir

Aflatoksin açısından mısır, yerfıstıgı, pamuk tohumu, Brezilya fıstıgı, samfıstıgı
ve Hindistan cevizi yüksek risk tasıyan tarım ürünleridir. Yerfıstıgı pamuk tohumu ve
Hindistan cevizinden yenilebilir yag elde edildiginden daha fazla önem tasırlar


Yaglı tohumlar kontamine olduklarında, hem yagda hem de posada aflatoksin
bulunur. Bu posalar hayvan yemi olarak kullanıldıklarından, hayvanlarda önemli
sorunlar meydana getirirler. Samfıstıgı da aflatoksin seviyesi açısından insanlar için
tehlike olusturabilmektedir. ran’dan getirilen samfıstıklarının %70’inde 11–400 μg/kg
seviyelerinde aflatoksin bulunmustur


Fig, badem, ceviz ve pirinç aflatoksin kirliligi açısından daha az risk tasırlar.
Soya fasulyesi, sorgum, pirinç, bugday, yulaf ve darı, diger tarım ürünlerine göre
toprakta aflatoksin kontaminasyonuna karsı daha dirençlidirler. Ancak yüksek rutubet
ve ısıda depolanırsa kolayca aflatoksinle kontamine olurlar. Ayrıca kakao, zeytin, kavun
tohumu ve ayçiçegi tohumlarında da aflatoksin varlıgı rapor edilmistir

Tayland‘daki mısırların % 35’inde, Filipinler‘deki mısırların % 97’sinde ve
Uganda‘daki mısırların % 40’ında Aflatoksin B1 tespit edilmistir

Amerika Birlesik Devletleri’nde 644 mısır örnegi aflatoksin yönünden analiz
edilmis ve sonuçta örneklerin % 1.6’sında ortalama 300 ppb düzeyinde aflatoksin tespit
edilmistir

Chiou ve Tsao75, Tayvan’da yerfıstıklarında farklı yıllarda 60’ar örnekte
aflatoksin bakımından çalısmalar yapmıslar ve çalısmaların sonucunda 1994 yılında
alınan örneklerin %66.7’sinde 1.930-150 ppb, 1995 yılında alınan örneklerin %85’inde
4.040-160 ppb., 1996 yılında alınan örneklerin %61.7’sinde 4.10-32 ppb arasındaki
seviyelerde aflatoksin bulmuslardır.

Sanlı ve ark.76, Ankara ve Aydın yöresinden saglanan toplam 54 adet kuru incir
örnegini mikotoksin yönünden incelemisler ve ortalama kirlilik degerlerini; aflatoksin
B1 için 124 ppb, aflatoksin B2 için 27 ppb aflatoksin G2 için 59 ppb düzeylerinde tespit
ettiklerini bildirmislerdir

Tarım ve Köyisleri Bakanlıgının “Gıda ve yemlerde katkı–kalıntı ve
bulasanların izlenmesi” projesi kapsamında, 1990–1994 yılları arasında Türkiyede
üretilen veya ithal edilen bazı gıda maddeleri aflatoksin ve okratoksin yönünden
arastırılmıstır. Bu arastırmada yerfıstıgı ve mamullerinden 514, fındık ve
mamullerinden 334, antepfıstıgından 198, susam ve tahinden 175, incirden 92,
kırmızıbiberden 60 olmak üzere toplam 1414 adet gıda numunesi analiz edilmistir.
Analiz sonucunda yerfıstıgı ve mamullerinin %15.4’ünde, fındık ve mamullerinin
%0.3’ünde, antepfıstıgının %3.5’inde, susam ve tahin %0.6’sında, incirin %9.8’inde,
kırmızıbiberin %46.7’sinde Türkiye’de aflatoksin için verilen limitlerin üzerinde total
aflatoksin tespit edilmistir

Birçok arastırıcı78–80 gıda ve yem örneklerini aflatoksin yönünden incelemis ve
çalısmaların sonunda yem, fındık, mısır, esmer bugday, samfıstıgı, hindistancevizi,
kımızı biber, beyaz biber ve diger gıdalarda da aflatoksine rastladıklarını bildirmislerdir

Selim ve ark.79, inceledikleri örnekler arasında aflatoksin B1’in ortalama
düzeyinin en yüksek oldugu ürünler arasında, sifalı bitkiler, tıpta kullanılan bitkiler,
tahıllar ve baharatların oldugunu saptamıslardır

Incelenen 72 yem örneginin 3 adedinde (% 4.16) aflatoksin B1 saptanmamıstır.
Diger örneklerde ise Yem Yönetmeliginde33,34 belirtilen sınırın altında aflatoksin B1
saptanmıstır. Bu arastırmada yemlerde belirlenen aflatoksin B1 düzeyi birçok
arastırmacının59,73,74,77 bulgularıyla benzerlik arz etmektedir

Bu çalısmada, Erzurum Pasinler ilçesinden temin edilen mısır silajları aflatoksin
B1 ve bu yemi tüketen hayvanların sütleri aflatoksin M1 seviyeleri saptanmasına yönelik
olup, yem ile süt arasındaki aflatoksin iliskisini incelemek, saglık risklerini önlemek ve
tedbir almak amacıyla yapılmıstır. Süt hayvanlarının yemleriyle aldıkları aflatoksin
B1’in hayvanların sütüne geçtigi ve sütte aflatoksin M1 bulundugu anlasılmıstır.
Çalısmada yem ve sütlerde aflatoksin bulunması, Erzurum çevresinde tüketilen et, süt
ve ürünlerinin kronik saglık sorunlarına neden olabilecegini düsündürmektedir. Yemin,
özellikle silajın, üretim ve depolama esnasında sartlar uygun oldugu takdirde toksijenik
küf kontaminasyonu, dolayısıyla aflatoksin bulasma riski her zaman gözönünde
tutulmalıdır. Bu nedenle silajın üretiminden tüketimine kadar tüm islemler, küf
gelisimini en aza indirecek sekilde gerçeklestirilmelidir. Bu amaçla modern üretim
teknikleri uygulanmalı, uygun biçimde depolanmalı ve sürekli olarak kontrol
edilmelidir. Aflatoksin olusumuna uygun sartlar olusturulmamalıdır. Uygun sartlar
altında biçimi yapılan silajlık materyalin silolama islemi yapılırken; yemlerin arasında
fazla oksijen kalmayacak sekilde silolara doldurulmalıdır. Siloya doldurulan materyalde
oksijen yaklasık 6 saat içerisinde kullanılarak anaerobik ortam olusur. Bu ortamda
laktik asit bakterileri üreyerek laktik asit miktarı artar. Eger anaerobik sartlar iyi bir
sekilde devam ettirilirse, pH 4 civarında kalır ve önemli bir kontaminasyon olusmaz.
Fakat herhangi bir sekilde anaerobik sartlarda degisiklik olursa (örn., silo içerisine hava
ve su girmesi), silajda küfler üreyerek aflatoksin olusumuna yol açabilirler.

Yemlerde aflatoksin B1 ve sütlerde de aflatoksin M1’in kontrolü ve
detoksifikasyonu göz önünde bulundurulması gereken bir olgu olarak ortaya
çıkmaktadır. Yem ve sütlere periyodik kontrol programları uygulanarak kontrol altında
tutulmalı ve yüksek düzeyde aflatoksin içeren ürünlerin kullanılmaları önlenmelidir.

Ayrıca, silaj üretiminde hijyene ve teknolojiye özen gösterilmesinin gerekliligi de
ortaya çıkmıstır.

Yemlerde, yasal olarak aflatoksin B1’in 20000 ppt bulunmasına izin
verilmektedir. Bu çalısmada da belirlendigi gibi aflatoksin B1’in yaklasık %1’i süte
aflatoksin M1, olarak geçmektedir. Bu nedenle yasal miktarın azaltılması gerekli oldugu
düsünülmektedir.

Arastırma, Pasinler ilçesindeki yem ve sütlerde aflatoksin bulundugunu ortaya
koymustur. Bu durum, Erzurum çevresinde aflatoksinden kaynaklanan kronik saglık
sorunlarının olabilecegini göstermektedir. Ayrıca, yemdeki aflatoksin B1’in M1 olarak
süte geçtigi ortaya konulmustur. Bu nedenle halk saglıgı açısından, hayvana verilen
yemlerin aflatoksin içerigi de önemlidir. Silaj üretimi ve depolanma sartları küf
kontaminasyonunu en aza indirecek sekilde gerçeklestirilmelidir. Bölgede periyodik
kontrol programları uygulanmalıdır.


T.C.
ATATÜRK ÜNIVERSITESI
SAGLIK BILIMLERI ENSTITÜSÜ
BESIN HIJYENI VE TEKNOLOJISI
ANABILIM DALI


Arastırma Görevlisi
Yakup KARAKAYA

Tez Yöneticisi
Doç. Dr. Mustafa ATASEVER

KAYNAKLAR

1. Steyn PS. Mycotoxins, general view, chemistry and structure. Toxicology
Letters. 1995; 82/83: 843–851.
2. Sanlı Y. Mikotoksinler. In: “Veteriner Klinik Toksikolojisi” pp. 487-548.
Güngör Matbaacılık, stanbul, 2002; 808 s.
3. Topal S. Gıdalarda küf kontaminasyon riskleri ve önlemleri: Gıda Sanayinde
Mikrobiyoloji ve Uygulamaları. TÜB TAK Marmara Arastırma Merkezi Gıda
ve Sogutma Teknolojileri Bölümü Yayınları. TÜB TAK Marmara Arastırma
Merkezi Matbaası, Kocaeli, 1993; 124: 174–187.
4. Mello JPF, Macdonald AMC. Mycotoxins. Animal Feed Science Technology.
1997; 69: 155–166.
5. Marth EH. Aflatoxin in milk, cheese and other dairy products, Marschall Italian
& Specialty cheese seminars, 1979.
6. Sibanda L, De Saeger S, Van Peteghem C. Development of portable field
immunoassay for the detection of aflatoxin M1 in milk. International Journal of
Food Microbiology. 1999; 48: 203–209.
7. Govaris A, Roussi V, Koidis PA, Botsoglou NA. Distribution and stability of
aflatoxin M1 during processing, ripening and storage of Telemes cheese. Food
Additives and Contaminants. 2001; 5: 437–443.
8. Srivastava VP, Bu-Abbas A, Alaa-Basuny, Al-Johar W, Al-Mufti S and Siddiqui
MKJ. Aflatoxin M1 contamination in commercial samples of milk and dairy
products in Kuwait. Food Additives and Contaminants. 2001; 11: 993–997.
9. Veldman A, Meijst JAC, Borggreve GJ, Heeres-van der Tol JJ. Carry-over of
aflatoxin from cow’s food to milk. Animal Production. 1992; 55: 163–168.
10. Herrman T. Mycotoxins in Feed Grains and ngredients. Department of Grain
Science and Industry. 1995.
11. Arda M. Mikotoksinler ve mikotoksikosis. Veteriner Hekimleri Dernegi Dergisi.
1975; 45 (3):5–18.
12. Karapınar M. Mikotoksinler. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dergisi.
1981; 2: 159–167.
36
13. Türk Gıda Kodeksi, Gıda Maddelerinde Belirli Bulasanların Maksimum
Seviyelerinin Belirlenmesi Hakkında Teblig, Resmi Gazete, 23.9.2002,
No: 2002/63.
14. Van Egmond HP. Aflatoxin M1: Occurence, toxicity, regulation. In: Van
Egmond HP(Ed.), Mycotoxins in Dairy Products. London, Elsevier,11–49, 1989.
15. Baskaya, R. ve Atasever, M. Civil Peynirinde Aflatoksin M1 Düzeyinin
Belirlenmesi. II. Ulusal Mikotoksin Sempozyumu, 23–24 Mayıs 2005, stanbul.
16. Baskaya, R. Civil Peynirinde Elisa Yöntemiyle Aflatoksin M1 Seviyesinin
Saptanması. Atatürk Üniversitesi Saglık Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans
Tezi, Erzurum, 2004.
17. Özturan K. Süt ve Süt Ürünlerinde ELISA Yöntemiyle Aflatoksin M1 Aranması.
Selçuk Üniversitesi Saglık Bilimleri Enstitüsü Besin Hijyeni ve Teknolojisi
Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Konya, 2005.
18. Çoksöyler N, Çakmakçı L. Deneysel depolama kosullarında yerfıstıgının
gelisimi. 9. Ulusal Biyoloji Kongresi 21–23 Eylül 1998, Kongre Kitabı, Sivas
Cilt. 1: 173–177.
19. Filtenborg O, Frisvad JC, Tharane U. Molds in food spoilage. International
Journal of Food Microbiology. 1996; 33: 85–102.
20. Karapınar M, Gönül SA. Gıda kaynaklı küf intoksikasyonları. Gıda
Mikrobiyolojisi (2.baskı), Mengi Tan Basımevi, zmir, 1999; 153-163.
21. Miller JD. Fungi and mycotoxins in grain: implications for stored product
research. Journal of Stored Production Resources. 1995; 31: 1-16.
22. Richard JL, Bennet GA, Ross PF, Nelson PE. Analysis of naturally occuring
mycotoxins in feedstuff and food. Journal of Animal Science. 1993; 71:
2563–2574.
23. Sert S. Bazı karma yem ve karma yem hammaddelerinin aflotoksin yönünden
arastırılması. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi.1984; 15: 55-63.
24. Van-Egmond HP. Mycotoxins. International Dairy Federation Special Issue.
1991; 9101: 131–145.
25. Vural N. Toksikoloji. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları,1984;
56, 391–395.
37
26. Peraica M., Radic B., Lucic A., Pavlovic M. Toxiceffects mycotoxins in human.
Bulletin of the World Health Organization. 1999; 77(9): 754–766.
27. Gillespie JR. Animal Nutrition and Feding. USA, Delmar Publisher Inc. 1987;
15: 278-287.
28. Bakırcı . Sütlerde aflatoksin M1 olusumu ve ürünlere geçisi üzerinde bir
arastırma. Yüzüncü yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi,Van,
1995.
29. Whylie TD, Morehouse LG. Mycotoxic fungi and chemistry of mycotoxins.
Mycotoxic Fungi, Mycotoxins, Mycotoxicoses, Marcel Dekker Inc, b1, pp. 131-
135, New York, 1977
30. Aran N. Gıda kaynaklı mikrobiyal toksinler. Gıda sanayi. 1993; 7(11) : 42- 268.
31. Bullerman LB. Significance of mycotoxins to food safety human health. Journal
of Food Protection. 1979; 42: 65–86.
32. Çoksöyler N. çel Yöresinde Yetistirilmekte Olan Yerfıstıklarında Aflatoksin
Olusumu Üzerine Arastırmalar. Tarım Orman ve Köyisleri Bakanlıgı Ankara l
Kontrol Laboratuvarı Müdürlügü. Yayın No:6. Ankara, 1987, 28.
33. Resmi Gazete. Yem Yönetmeligi 15.5.1997 tarihli ve 22990 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan, Ankara.
34. Resmi Gazete. Yemlerde istenmeyen maddeler tebligi, Teblig No: 2005/3,
Ankara.
35. Tunail N. Aflatoksinlerin detoksifikasyonu In, “Gıda mikrobiyolojisi ve
Uygulamaları” Sim Matbaacılık, Ankara, 2000; 522.
36. Sert S. Gıda ve yem maddelerinde aflotoksinler. Atatürk Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Dergisi. 1983; 14: 181–187.
37. Kaya S. Veteriner Klinik Toksikoloji. Ankara, Medisan Yayınevi, 1995:
283–328
38. Applebaum RS, Marth EH. Inactivation of aflatoxin M1 in milk using hydrogen
peroxide and hydrogen peroxide plus riboflavin or lactoperoxidase. Journal of
Food Protection. 1982; 45(6): 557–560.
39. Betina V. Mycotoxins - chemical, biological and environmental aspects.
Elsevier Publishing, Amsterdam, 1989.
38
40. Sweeney MJ, and Dobson ADW. Myctoxin production by Aspergillus,
Fusarium and Penicillium specise. International Journal of Food Microbiology.
1998; 43: 141–158.
41. Rustom IYS. Aflatoxin in food and feed: occurrence, legislation and inactivation
by physicak methods. Food Chemistry. 1997; 59(1): 57–67.
42. Galvano F, Galofaro V, De Angelis A, Galvano M, Bognanno M, Galvano G.
Survey of the occurrence of aflatoxin M1 in dairy products marketed in Italy.
Journal of Food Protection. 1998; 61: 738–741.
43. Scott PM. Methods for determination of aflatoxin M1 in milk and milk products
review of performance characteristics. Food Additives and Contaminants. 1989;
6: 283–305.
44. Van Egmond HP, Paulch VH. Mycotoxins in milk and milk products.
Netherland milk and dairy journal. 1986; 40: 175–188.
45. Wood GE. Mycotoxins in foods and feeds in the United States. Journal of
Animal Science. 1992; 70: 3940–3949.
46. Martins ML, Martins HM. Aflatoxin M1 in raw and ultra high temperature
treated milk commercialized in Portugal, Food Additives and Contaminants.
2000; 17 (10): 871–874.
47. Oruç HH. Süt ve Süt Ürünlerinde Aflatoksin M1 ve Türkiye’deki Durumu.
Uludag Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi. 2003; 22 (1-2-3): 121-125.
48. Blanco JL, Dominguez L, Gomez-Lucia E, Arayzabal JFF, Garcia JA, Suarez G.
Presence of Aflatoxin M1 in commercial Ultra-High-Temperature-Treated milk.
Applied and Enviromental Microbiology. 1988; 54 (6): 1622–1623.
49. Galvano F, Galofaro V, Galvano G. Occurrence and stability of aflatoxin M1 in
milk and milk products: A worldwide Review. Journal of Food Protection. 1996;
59 (10): 1079–1090.
50. Panariti E. Seasonal variations of aflatoxins M1 in the farm milk in Albania,
Arh. Hig. Rada Toksikol. 2001; 52: 37–41.
51. Piva G, Pietri A, Galazzi L, Curto O. Aflatoxin M1 occurrence in dairy products
marketed in Italy. Food Additives and Contaminants. 1987; 5: 133–139.
39
52. Kim EK, Shon DH, Ryu D, Park JW, Hwang HJ and Kim YB. Occurrence of
aflatoxin M1 in Korean dairy products determined by ELISA and HPLC. Food
Additives and Contaminants. 2000 17 (1): 59–64.
53. Galvano F, Galofaro V, Ritieni A, Bognanno M, De Angelis A and Galvano G.
Survey of the occurrence of aflatoxin M1 in dairy products marketed in Italy.
Food Additives and Contaminants, 2001; 18 (7): 644–646.
54. Roussi V, Govaris A, Varagouli A and Botsoglou NA. Occurrence of aflatoxin
M1 in raw and market milk commercialized in Greece. Food Additives and
Contaminants. 2002; 19 (9): 863–868.
55. Garrido NS, Iha MH, Santos Ortolani MR and Duarte Favaro RM. Occurrence
of aflatoxins M1 and M2 in milk commercialized in Ribeirao Preto-SP, Brazil.
Food Additives and Contaminants. 2003; 20 (1): 70-73
56. Nakajima M, Tabata S, Akiyama H, Itoh Y, Tanaka T, Sunagawa H, Tyonan T,
Yoshizawa T and Kumagai S. Occurrence of aflatoxin M1 in domestic milk
Japan during the winter season. Food Additives and Contaminants. 2004; 21 (5):
472–478.
57. Bakırcı . A study on the occurrence of aflatoxin M1 in milk and milk products
produced in Van province of Turkey. Food Control. 2001; 12: 47–51.
58. Barbieri G, Bergamini C, Ori E, Reska P. Aflatoxin M1 in parmesan cheese:
HPLC determination, Journal of Food Science, 1994; 56 (6): 1313–1331.
59. Pittet A. Natural occurance of mycotoxins in foods and feeds-an updated review.
Rev. Med. Vet., 1998; 149 (6): 479-492.
60. Blanco JL, Domingues L, Gomez-Lucia E, Garayzabal JFF, Garcia JA, Suarez
G. Presence of aflatokxin M1 in commerical ultra-high temparature treated milk.
Appl. Environ. Microbiology. 1993; 54 :1622-1623.
61. Domagala BJ, Kisza J, Blüthgen A, Heeschen W. Contamination of milk with
aflatoxin M1 in Poland. Milchwiss. 1997; 52 (11): 631-633.
62. Meerarani S, Ramadass P, Padmanaban CD, Nachimuthu K. Incidence of
aflatoxin M1 in milk samples Chennai (Madras) city. Journal of Food Science
Technology. 1997; 34 (6): 506-508.
63. Saitanu K. Incidence of aflatoxin M1 in Thai milk products. Journal of Food
Protection. 1997; 60 (8): 1010–1012.
40
64. Polzhofer K. Aflatoxinbestimmung in milch und milchprodukten. Z. Lebensm.
Unters.-Forsch. 163, 1977; 175-177.
65. Karaionnaglou P. Aflatoxin production on white brined Feta Cheese.
Milchwissencshaft. 1984; 39: 671-674.
66. Sabino M, Purchıo A, Zorzetto MAP. Variations in the levels of aflatoxin in
cow’s milk consumed in the city of Sao Paulo, Brazil. Food Additives and
Contaminants. 1989; 6: 321-326.
67. Sarımehmetoglu B, Çelik TH, Özdemir H. Pastörize sütlerde ELISA yöntemiyle
Aflatoksin M1 varlıgının ve düzeylerinin saptanması, IV. Ulusal Veteriner
Mikrobiyoloji Kongresi, 26–28 Eylül, Ankara, 2000, 16–17.
68. Anonym. Enzyme immunoassey for the guantitative analysis of aflatoxin M1.
Art.no:R.1101.R-Biopharm GmbH, darmstadt. Germany: 1999.
69. Scott PM. Recent develpoments in methods of analysis farmycotoxins
foodstuffs. Trends in Anal Chemistry. 1993; 12 (9): 373–380.
70. Demirer MA. Süt ve süt ürünlerinde aflatoksin M1 ve B1 aranması üzerine
arastırmalar. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi. 1973; 20 (2): 421–
430.
71. Çoksöyler N, Kösker Ö. Süt ve mamüllerinde aflatoksin üretimi üzerinde
arastırmalar. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Diploma sonrası yüksek okul
ihtisas Tez özetleri, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1980; S.436–456.
72. Pier AC. Major biologcial consequences of aflatoxicosis in animal production.
Journal of Animal Science. 1992; 70: 3964–3967.
73. Concon JM.(1988). Contaminants and additives food toxicology part-B. Mavcel
Dekkes. Inc. Newyork. p. : 667–743.
74. Price WD, Lovell RA, Mc Chesney DG. Naturally occurring toxins in
feedstuffs: Center for Veterinary Medicine Perspective. Journal of Animal
Science. 1993; 71: 2556–2562.
75. Chiou RYY, Tsao HH. Aflatokxin content of single peanut kernels in
commerical lots and in kernels artificially infected with Aspergillus parasiticus.
Journal of Food Protection. 1997; 60 (7): 843–848.
76. Sanlı Y, Yavuz H, Akar F. Kuru incir örneklerinde mikotoksin kirlilikleri.
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi. 1990; 37 (2) :293–308.
41
77. Anonym. Gıda ve Yemeklerde Mikotoksin Düzeylerinin Tesbiti T.C. Tarım ve
Köyisleri Bakanlıgı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlügü, Gıdalarda Katkı-
Kalıntı ve Bulasanların izlenmesi, Bursa, 1996.
78. Demirer MA, Akkılıç M, Özalp E, Kaymaz S, nan T. Piyasada satılan bazı
karma yemlerin ve yem ham maddelerinin mycrofloralarının belirlenmesi ve
bunlarda bulunan Aspergillus suslarının aflatoksin yapabilme yeteneklerinin
arastırılması. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi. 1979; 26 (3–4):
64–82.
79. Selim MI, Popenderf W, brahim MS, El Sharkawy S, El Kashory E. Aflatoxin
B1 in common Egyption foods Journal. AOAC Internatinal. 1996; 79 (5) :1124–
1129.
80. Tabata S, Kamimura H, Tamura Y, Yasuda K, Ushuyama H, Hasimoto H,
Nishijima M, Nishima T. Investigation of aflatoxins contamination in food and
foodstuffs. Journal of Food Hygien. Soc. Jpn., 1978; 28: 395-401

Τρίτη 5 Οκτωβρίου 2010

Süt Sığırcılığında Toplam Harmanlanmış Rasyon Uygulaması ve Vücut Kondisyon Testi

Süt Sığırcılığında Toplam Harmanlanmış Rasyon
Uygulaması ve Vücut Kondisyon Testi
Asım Kılıç Muazzez Polat
Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, 35100 İzmir-Türkiye

                     

Özet :Toplam Hazırlanmış Rasyon (Total Mixed-Ration = TMR) hayvanlara farklı kaba ve
yoğun yem kaynaklı yem öğelerinin topluca tek bir karışım halinde verildiği bir yemleme
şeklidir. Özellikle sürü veya grup verimi yüksek, hayvan sayısı fazla olan işletmelerde
önerilmektedir. TMR uygulamasında hayvanların gruplandırılmasında mutlak yarar vardır.
Hayvanları gruplandırırken özellikle laktasyonun seyri ve süt verimleri dikkate alınır. Bu
uygulama olumlu yanları nedeniyle, başta süt sığırcılığı olmak üzere özellikle hayvansal üretim
bakımından ileri gitmiş ülkelerde gün geçtikçe daha geniş bir uygulama alanına sahip olmaktadır.
Bu makale, TMR uygulamasının olumlu ve olumsuz yanlarını karşılaştırmak ve bu uygulamada
vücut kondisyon testinin hayvanların gruplandırılmasında kullanılmasını göstermek amacıyla
yapılmıştır.

Τετάρτη 28 Ιουλίου 2010

RUMEN DUVARINDAN GLİKOZ EMİLİMİ VE LAKTİK ASİDOZ





Cengiz ATAŞOĞLU1 İsmail Yaman YURTMAN1


Glikoz, rumene giren karbonhidratların uçucu yağ asitlerine dönüşümü sırasında açığa çıkan bir ara ürün niteliğinde
olup, normal yemleme koşulları altındaki rumen glikoz konsantrasyonu gayet düşüktür (0.7 mmol/L). Buna karşın,
enerjice zengin yemleme koşulları altında rumen glikoz konsantrasyonu önemli düzeyde artmaktadır (12 mmol/L). Bu
koşullar altında rumende açığa çıkan glikoz rumen epitelyumunda yer alan ve glikoz taşınmasından sorumlu “Sodyuma
bağlı Glikoz Taşıyıcısı-1” (SGLT-1) aracılığı ile rumen lumeninden kana taşınmaktadır. Rumen epitelyumundan glikoz
emilimi ruminant hayvanın enerji metabolizmasını olumlu yönde etkilemesinin yanında, enerjice zengin yemleme
koşulları altında şekillenen ve hayvan sağlığı-refahını olumsuz yönde etkileyen laktik asidoz riskini azaltıcı bir özelliğe
de sahiptir. Rumen epitelyumunda yer alan SGLT-1 aktivitesinin kontrolüne ait mekanizmaların aydınlatılmasına yönelik
olarak yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular, SGLT-1 aktivitesinin bazı önemli metabolik hormon(lar) (epinefrin)
tarafından düzenlendiğini ortaya koymaktadır. SGLT-1 aktivitesinin kontrolünde endokrinal mekanizmalarının yanı sıra,
epitelyumun kan yönünde yer alan ve glikoza duyarlı algılayıcı bir mekanizmanın da etkili olabileceği diğer bazı
araştırmalar sonucunda tespit edilmiştir. SGLT-1 aktivitesinin kontrolünde rol oynayan metabolik hormonlar ve
substratlar konusunda gelecekte yapılacak olan çalışmalar, ciddi düzeylerde ekonomik kayıplara neden olan laktik
asidoz sorununun çözümüne katkı sağlayarak ruminantlara dayalı üretim sektörünü olumlu yönde etkileyecek
potansiyele sahiptir.

Anahtar Kelimeler: rumen, glikoz, SGLT-1, laktik asidoz, substrat, hormon


Glucose Absorption from the Rumen and Lactic Acidosis

The concentration of intraruminal glucose, which is an intermediate in the breakdown of carbohydrates into volatile fatty
acids, is quite low under conventional feeding conditions (0.7 mmol/L). On the other hand, intraruminal glucose
concentration rises to significant levels under energy rich feeding conditions (12 mmol/L). Under such conditions,
glucose which appears during carbohydrate fermentation in the rumen is taken up by Sodium-dependent Glucose
Transporter-1 from the rumen side to blood. Glucose transport from the rumen via SGLT-1 not only affects the energy
metabolism of ruminant animals but also counteracts the risk of lactic acidosis, which often occurs under energy rich
feeding conditions and which causes considerable health-welfare problems in ruminants. The studies that were
undertaken to elucidate regulatory mechanisms of ruminal SGLT-1 demonstrated that SGLT-1 can be regulated by
hormone(s) (epinephrine). In addition to the regulatory effect of endocrinal system, some studies also indicated

Τετάρτη 2 Ιουνίου 2010

Laktasyondaki Süt Ineklerinde Beslemenin Metabolik Hastalıklar Üzerindeki Etkisi




Charles C. Stallings
Sütçülük Bilimi Profesörü
Virginia Tech. Üniversitesi
Blacksburg, Virginia USA


Buzagılamanın hem öncesi, hem de sonrasındaki besleme uygulamaları, laktasyondaki
süt ineklerinin saglıgını etkileyebilir. Metabolik hastalıklar, genellikle, yem alımının
sınırlı oldugu ve süt veriminin hızla arttıgı ilk laktasyon haftalarında bas gösterir. Rumen
asidozu ve abomasum deplasmanı gibi bazı metabolik hastalıklarsa, rasyodaki
dengesizliklere baglı olarak laktasyonun daha ileri haftalarında da ortaya çıkabilir.
Ayrıca, birçok metabolik hastalık birbiriyle iliskili olup bunlardan birinin ortaya çıkması
digerlerini de tetikleyebilir. En yaygın görülen hastalıklar, metabolik sebepleri ve
beslemeyle olan iliskileriyle birlikte asagıda tanımlanmıstır:

Παρασκευή 14 Μαΐου 2010

The effect of temperature stress on dairy cows






J. Praks

When environmental temperatures move out of the thermoneutral zone (or comfort zone) dairy cattle begin to experience either heat stress or cold stress. Either stress requires the cow to increase the amount of energy used to maintain the body temperature and there is less energy available to produce milk. Thermoneutral zone is the range of environmental temperatures where normal body temperature is maintained and heat production is at the basal level. The ranges of thermoneutral zone are from lower critical temperature (LCT) to upper critical temperature (UCT). LCT is the environmental temperature at which an animal needs to increase metabolic heat production to maintain body temperature. UCT is the environmental temperature at which the animal increases heat production as a consequence of a rise in body temperature resulting for inadequate evaporative heat loss (Yousef, 1985). Thermoneutral zone depends on the age, breed, feed intake, diet composition, previous state of temperature acclimatization, production, housing and stall conditions, tissue (fat, skin) insulation and external (coat) insulation, and the behaviour of the animal. UCT is given as 25-26 ºC , LCT as a range from -16 to -37 ºC for dairy cows (Berman et al., 1985; Hamada, 1971). LCT for newborn calves is 10 ºC in dry and draught-free environment. LCT decreases to 0 ºC by the time the calf is 1 month old

Κυριακή 25 Απριλίου 2010

Süt Sığırlarının su ihtiyaçları

Süt Sığırlarının su ihtiyaçları
• Süt sığırlarına yeterli miktarda uygun kalitede su sağlanamaması halinde süt verimi düşer, büyüme yavaşlar ve sağlık problemleri ortaya çıkar.
• Temiz ve yeterli miktardaki su, normal rumen fonksiyonlarını sağlar, yem tüketimi, yemlerin sindirilebilirliği ve besin maddelerinin emilimini artırır.
• Su, kanın yapısında yer alır, dokulardaki madde alışverişini sağlar, ve sütün % 87 sini oluşturur. Isı regülasyonu da su vasıtasıyla olur.
• Günlük su tüketiminin 0.5-1 l kısıtlanması halinde kuru madde (yem) tüketimi 1 kg, süt verimi 1-2.5 l azalır. Laktasyondaki inekler her litre süt üretimi için 4.5-5 l suya ihtiyaç duyar.
• Su ihtiyacının bir kısmı yemlerdeki nemle karşılanır