Σάββατο 19 Μαρτίου 2011

VÜCUT KONDİSYON SKORU (Vücut Yapısının Değerlendirilmesi)

                                    
VÜCUT KONDİSYON SKORU (Vücut Yapısının Değerlendirilmesi)
 
Vücut kondisyon skoru süt sığırlarının vücut yapılarının zayıf ve aşırı yağlanmış durumlarına göre 1-5 arasında sınıflandırılmasıdır. Kondisyon skorunun düzenli olarak takip edilmesi; sağlıklı ve verimli bir sürünün elde tutulmasını sağlar. Hayvanların çok zayıf veya çok yağlı oluşu, beslenme yetersizlikleri, sağlık sorunları ve sevk idaresinin yerinde olup olmadığını anlamamıza yardım eder.

Κυριακή 6 Μαρτίου 2011

Sıcak stresinin süt sığırları üzerine etkisi

                                        

Sıcak stresinin süt sığırları üzerine etkisi

                          
HAZIRLAYAN: CEMİL ÇABUK / MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ
            

Bakım ve beslenme ile ilgili bilimsel gelişmeler sonucu süt sığırlarının daha yüksek verim kabiliyeti kazanmaları ineklerin daha kolay metabolik hastalıklara yakalanmalarına ve döl verim kabiliyetlerin de önemli azalmalara neden olmuştur.Bunun yanı sıra süt sığırların da yüksek hava sıcaklıklarında bu problemlerin belirgin bir şekilde artışı gözlenmiştir.
Son yıllarda Türkiye’de de yaz aylarında küresel ısınmadan kaynaklandığı ileri sürülen daha sıcak ve nemli mevsimler yaşanmaya başlamıştır. Bir taraftan da süt sığırcılığının yoğunlaştığı bölgelerin Türkiye’de daha çok yazları sıcak geçen bölgeler olduğu düşünülürse, yüksek verimli ineklerin sıcak stresinde iyi bir strateji ile beslenmeleri önemli bir konu haline gelmiştir.
Sıcak stresinin etkileri
1.Sıcak Stresinin Fizyolojik Etkileri
Sıcak stresi altındaki ineklerde sindirim sisteminde ve metabolizmada bazı değişiklikler meydana gelir. Bunun başında kandaki hormonal denge, asit-baz dengesi ve  rumen  pH’sı ile ilgili değişimler gelir.Bu değişikliklerin sonucunda yem tüketiminde azalma ve hayvanda bazı stres şartları ortaya çıkmaktadır. Sıcak stresi altındaki inekler yem tüketimini azaltırlar, aktiviteleri azalır, durmak için gölge ve rüzgarlı bölgeleri tercih ederler,solunum hızları ve terlemeleri artar ve kan akışı perifer de yoğunlaşır.

Κυριακή 17 Οκτωβρίου 2010

BUZAĞI YETİŞTİRMEDE BAŞARI İÇİN !..

                                                       

BUZAĞI YETİŞTİRMEDE BAŞARI İÇİN !..

Dr. Onur ŞAHİN
Zıraat Yüksek Mühendisi
TDSYMB



Damızlık Sığır Yetiştiriciliği yapan işletmelerde buzağı yetiştirme önemli işlerin başında gelmektedir. Her yıl doğan buzağılarda meydana gelebilecek kayıplar, işletme ekonomisine oldukça büyük zararlar vermektedir. Doğan her buzağının sağlıklı ve verimli bir şekilde sürüye kazandırılması, başta yetiştiriciye olmak üzere, Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.

Başarılı bir buzağı yetiştirmenin ilk ve önemli aşamasını, buzağının doğumundan sütten kesimine kadar olan dönemde uygulanacak bakım ve besleme oluşturmaktadır.
Doğan buzağının işletme defterine kaydedilmesinin ardından hayati öneme sahip ilk uygulama, ağıt sütü ile beslemedir. Çünkü, buzağı yeni hayata başladığı an hastalık etmenlerine karşı yeterli vücut direncine sahip değildir. Ağız sütü sahip olduğu zengin protein, yağ muhtevasının yanısıra içerdiği antikorlar vasıtasıyla, buzağıya bu yeteneği kazandırmaktadır. Pasif bağışıklık olarak adlandırılan bu durum, annenin kanında mevcut olan ve hastalık etkenlerine karşı silah vazifesi gören antikorların kan damarları yolu ile meme bezine gelerek buradan ağız sütüne geçmesidir.

MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ

MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ


Manda, sığıra göre geç gelişen bir hayvandır. Gelişme 6.yaşa kadar devam etmektedir. Ömürleri 30 yıl kadardır. Cinsi olgunluğa ulaşma yaşı sığırdan geçtir; bundan dolayı 1 yaşına kadar erkek ve dişi mandalar bir arada tutulabilmektedirler. Manda düveleri 13-14 ay yaştayken cinsi olgunluğa ulaşır. Bu nedenle manda düveleri 22-24 ay yaştayken tohumlanabilir verilebilir. (sığırlarda olduğu gibi manda düveleri de ergin canlı ağırlıklarının ¾’üne ulaştığında to¬humlanabilir. Ancak erken yaşta elde edilen gebeliklerde yeterince beslenememe sonucunda gelişme geriliği, çok düşük süt verimi alın¬ması riski göz önünde tutulmalıdır.) Erkek mandalar ise 20-21 ay yaştan sonra boğa olarak 5-6 yaşa kadar kullanılabilirler. Boğaların damızlıkta kalma yaşı 2-15 yıldır.Manda ineklerinde kızgınlık sığırlardaki kadar belirgin değildir ve kızgınlık dönemi daha sakin geçer. Kızgın olan mandada, ineklerde olduğu gibi başka manda ineklerinin kendi üzerine sıçramasına izin verme yada başka manda ineklerin üzerine kendisinin sıçraması gibi belirtileri her zaman görmek mümkün olmamaktadır.

Kızgın olan mandada belirtiler, süt veriminde azalma, hareketlilik ve tedirginlik, vulvanın ödemli bir hal alması, çara akıntısının gelmesi ve boğanın sürekli kızgın mandanın peşinde dolaşması gibi belirtiler bulunur. (sonuncu hariç diğer belirtileri her zaman görmek mümkün değildir. Mandada kızgınlığı en kolay yöntem, arama boğası kullanmaktır. Mandaların gebelik süreleri ırk, iklim, yetiştirildiği ülke gibi du¬rumlara göre 299-346 gün arasında değişmekle beraber ortalama ola¬rak 10.5 ay yada 315-319 gün Gebelik rektal muayene ile saptanabil¬diği gibi sütteki değişiklikle de 20 gün gibi çok erken olarak da saptanabilmektedir. Doğum sığırlara göre daha kolay ve kısa sürede gerçekleşmektedir.

Πέμπτη 14 Οκτωβρίου 2010

Modern Süt Sığırlarında Fertiliteyi Geliştirmek İçin Stratejiler

                                                     

Modern Süt Sığırlarında Fertiliteyi Geliştirmek İçin Stratejiler

Özet

21. yüzyılın yüksek verimli süt sığırları laktasyon sırasında subfertildir. Amaçlarımız; karakterize fizyolojik periyotları sınırlayıcı reprodüktif performansı ve gebelik oranlarını geliştirmek için bütünleştirilmiş yönetim stratejilerini açıklamaktır. Normal yeniden meydana gelen östrüs siklusu ile birlikte ovarian aktivite ve fertilitenin yenilenmesi, azaltılmış periparturient metabolik ve reprodüktif düzensizlik ile ilgili ilk amacımızdır. Enerji dengesindeki gözeçarpan negatif değişiklikler ve azalmış immunokompetans(bağışıklık yeteneği),gonadotropik ve metabolik hormonlardan etkilenir. Harekete geçirilen ovarium inaktivitesi, arttırılmış uterus involüsyonu ile ilgilidir. Gebelik öncesi ve sonrasında by-pass lipitlerle zenginleştirilmiş doymamış yağ asitleriyle beslenmiş olanlarda, post-partum sağlık ve reprodüktif performans gelişmiştir. Birincil amacımız için daha en uygun dölleme zamanı programlarının geliştirilmesi amacıyla folikülün farmasötik kontrolü, CL ve uterus fonksiyonu ile PGF, GnRH ve intravajinal progesteron salgılatıcı eklenmesine izin verilmiştir. Aynı şekilde, birleştirilmiş gebe olmayan sığırların yeniden senkronize edilmesi ile erken gebelik teşhisi için ultrasonun kullanımı, gebe kalmadığının teşhisi konulmuş olanların 3 gün içinde ikinci kez tohumlaması için fırsat sağlar. Bovine somatotropin(bST) artışı;embriyo gelişimi ve embriyo canlılığı,bir dölleme zamanı veya östrusta olduğu tespit edilmiş sığırlar ile bağlantılıdır.Gelişmiş gebelik oranlarına,nutrasötiklere(nutraceuticals:doymamış yağ asitleri;by-pass lipitlerin içindeki eicosapentaenoic ve docosahexaenoic asit gibi) ve bST’ye yanıtta;genlerin ve proteinlerin endometrial ifadesi,başka bir kavramın varlığıdır.Progesterondaki postovulatuar artış,laktasyondaki sütçü sığırların hedeflenen populasyonlarındaki gebelik oranını arttırmalı ama zamanlama ve progesteron artışının büyüklüğü farmasötikliğe bağlıdır.

1.Giriş

Modern yüksek üretici, yaygın üretim sistemleri altında yönetilmiş olan Kuzey Amerika’daki laktasyondaki sütçü sığırlar subfertildir.Fertilitedeki kötüye gidiş için sebepler,süt üretimindeki bir artış ile tamamiyle birleştirilmemiş ve multifaktöriyeldir.Epidemiyolojik çalışmalar gösterir ki,reprodüktif hastalıklar(plasentanın tutulması,metritis ve ovaryum kistleri vb…) veya buzalığama sezonu gibi diğer faktörler;sözü geçen reprodüktif performansta süt ürünlerinden nispeten daha önemlidir.Bununla birlikte,açıkça laktasyon,fizyolojik bir süreç olarak,laktasyonda olmayan düvelerin düşük reprodüktif oranıyla ilgili olarak kıyaslanmıştır.Sürü deneyimi düşük gebelik oranı,akla yatan bir sığırın donanımı ve düşük sağlık,immun sisteme gölge düşmesi gibi yönetim eksikliği,östrusun gözlemlenmesi ve/veya tespit edilmesindeki zayıflık,uzayan anovulasyon periyotları,düşük gebe kalma oranları ve artan erken veya geç embriyonik ölümler ile karşılaşmalıdır.Daha yüksek verimli sığırlar genelde en sağlıklı sığırlardır.